2026’da Neden “Seçilmiş Bir 2016″ya Sığınıyoruz?

2016

Sosyal medyadaki 2016 trendi, sadece bir eğlence değil; algoritmik yorgunluğa ve karmaşıklaşan dünyaya verilen sosyolojik bir tepki.

2026 yılına girdiğimiz şu günlerde, dijital dünyada ilginç bir fenomen yaşanıyor: Kolektif bir 2016 nostaljisi. Ancak bu durum, basit bir “geçmişi yad etme” eyleminden çok daha derin anlamlar taşıyor. Tüketici davranışları açısından bakıldığında bu akım, bugünün “performans odaklı” internetinden duyulan yorgunluğun bir dışavurumu.

2016

“İyi” Olduğumuz Son Yıl Mıydı?

Yapay zekanın iş hayatını domine ettiği, ekonomik ve politik belirsizliklerin arttığı 2026 dünyasında; 2016 yılı zihinlerde “henüz her şey bu kadar sertleşmeden önceki son durak” olarak kodlanıyor. Oysa Türkiye özelinde 2016, darbe girişimi ve toplumsal travmalarla dolu zor bir yıldı. Ancak dijital hafıza, “seçici geçirgenlik” ilkesiyle çalışıyor. Kullanıcılar o yılın gerçekliğini değil, o yılın hissettirdiği “dijital hafifliği” özlüyor.

Performans Değil Paylaşım

Bu trend, markalar ve pazarlamacılar için de önemli bir içgörü barındırıyor. Kullanıcılar artık mükemmel kurgulanmış, yapay zeka ile üretilmiş kusursuz içeriklerden ziyade; samimi, filtresiz (ya da sadece Retrica filtreli) ve hesapsız etkileşim arıyor. 2016’ya dönüş isteği, aslında geleceğe dair duyulan kaygının yarattığı güvenli bir liman arayışı. Çünkü 10 yıl öncesinin interneti, bugüne kıyasla daha az “iş”, daha çok “eğlence”ydi.

Tüketici alışkanlıklarının değişimi ve dijital dünyanın sosyolojik analizleri üzerine hazırladığımız haberlere buradan ulaşabilirsiniz.

Önceki Yazı

Asus Akıllı Telefon Devri Resmen Kapanıyor