İş Bankası, maaş zammında “herkese aynı oran” kolaycılığı yerine, düşük gelir dilimini yukarı taşıyan “kademeli ve kapsayıcı” bir modeli tartışmaya açıyor.
İnsan Kaynakları yönetiminde en zorlu dönemler, enflasyonist ortamlarda yapılan ücret düzenlemeleridir. Türkiye İş Bankası‘nın gündeminde olduğu konuşulan yeni zam modeli, tam da bu noktada bir “Kültür Yönetimi” dersi niteliğinde. Banka, sadece “ne kadar zam” sorusuna değil, “kimin neye ihtiyacı var” sorusuna yanıt arayan bir sistem üzerinde duruyor.

“Kademeli Artış” Stratejisi
Konuşulan modele göre maaşın ilk 10.000 TL’sine %47, sonraki dilimlere ise %43 ve %38 oranında artış yapılması planlanıyor. Bu matematiksel hesaplama, aslında stratejik bir “Sosyal Denge” hamlesi. Bu yaklaşım; geliri görece düşük olan çalışanın, enflasyon karşısında daha güçlü bir kalkanla korunmasını sağlıyor. Yani kurum, “matematiksel eşitlik” yerine “vicdani adaleti” merkeze alıyor.
Çalışanı “Değerli” Hissettirmek
Maaş artışının ötesinde, günlük 600 TL net yemek ücreti ve saatlik 560 TL fazla mesai gibi rakamlar, çalışanın ofiste geçirdiği sürenin ve emeğinin karşılığını “piyasa üstü” bir standartta tutma çabası olarak okunabilir. Ayrıca sendikalı çalışanlara verilmesi planlanan 12.000 TL’lik Pazarama puanı, dijital ekosistemin yan haklara entegrasyonu açısından modern bir dokunuş.
Şirketlerin çalışan bağlılığını artıran stratejik İK hamlelerini ve kurum kültürü analizlerini web sitemizde bulabilirsiniz.