Sosyal medyada viral olan “Gratisçi olmak istiyorum, okula gitmek istemiyorum” videosunun ardından Gratis, küçük Liya’yı mağazasında ağırlayarak bir günlüğüne satış danışmanı yaptı.
Son günlerde sosyal medyada en çok paylaşılan videolardan biri Liya’nın söylediği tek bir cümle oldu: “Gratisçi olmak istiyorum, okula gitmek istemiyorum.” Kısa sürede binlerce kişinin izlediği ve paylaştığı video, sonunda Gratis’in de dikkatini çekti.

Liya Bir Günlüğüne “Gratisçi” Oldu
Marka, Liya’yı mağazasında ağırlayarak ona özel bir deneyim hazırladı. Kendisi için hazırlanan satış danışmanı tişörtünü giyen Liya, mağazada vakit geçirerek bir günlüğüne hayalini kurduğu rolün parçası oldu. Böylece sosyal medyada başlayan hikâye fiziksel bir deneyime dönüştü.

Küçük Bir Dokunuş da Eğitime Geldi
Gratis, deneyimi yalnızca eğlenceli bir sürpriz olarak bırakmadı. Liya’ya yaşına uygun eğitici kitaplar da hediye edildi. Böylece çocukların hayallerini desteklerken eğitimin önemine de vurgu yapan bir mesaj verilmiş oldu.

Markalar Gündemin İçine Böyle Giriyor
Sosyal medyada her gün yüzlerce viral içerik ortaya çıkıyor. Ancak bazı markalar, bu içerikleri yalnızca izlemek yerine hikâyenin doğal bir parçası olmayı tercih ediyor. Gratis’in yaptığı da tam olarak bu noktada öne çıkıyor. Marka yeni bir hikâye kurmak yerine, insanların zaten ilgi gösterdiği bir hikâyeye dokunarak onu gerçek hayata taşıyor.

Dijitalden Gerçek Dünyaya Taşınan Bir Deneyim
Liya’nın hikâyesi, sosyal medyada başlayan içeriklerin markalar tarafından nasıl anlamlı deneyimlere dönüştürülebileceğinin güncel örneklerinden biri oldu. Bir video ile başlayan süreç, küçük bir çocuğun unutamayacağı bir güne dönüştü.
Markaların sosyal medyada ortaya çıkan gündemleri deneyime dönüştürdüğü örnekleri buradan okuyabilirsiniz.