Altın sarısına veda eden Atasay, ten tonlarına odaklanan yeni marka kimliğiyle mücevheri “yatırım” değil “stil” olarak yeniden konumlandırıyor.

Marka yönetimi, bazen yerleşmiş algıları yıkmayı ve risk almayı gerektirir. Türk mücevher sektöründe yıllardır “değer” kavramıyla özdeşleşen ağır renk paletleri, markaların kimliğini baskılayan bir unsura dönüşmüştü. Atasay, bu zinciri kırarak marka renginde köklü bir değişikliğe gitti. Toprak tonlarına ve ten rengine yakın, daha yumuşak ve modern bir palete geçiş yapan marka, stratejik olarak kendini rakiplerinden ayırıyor. Bu yeni görsel dil, markanın sadece bir kuyumcu değil, aynı zamanda bir moda ve yaşam tarzı markası olduğu mesajını veriyor. Metali değil, o metali taşıyan bedeni ve ruhu odağına alan bu yaklaşım, markanın iletişim dilini “nesne odaklı” olmaktan çıkarıp “insan odaklı” bir hale getiriyor.

Özellikle Y ve Z kuşağının tüketim alışkanlıkları, mücevherin algılanış biçimini de değiştiriyor. Genç ve şehirli tüketici için mücevher artık kasada saklanan bir yatırım aracı değil, günlük kombini tamamlayan bir stil unsuru. Atasay‘ın bu renk değişimi, tam da bu iç görüye dayanıyor. “Yavru ağzı” ve nude tonlar, mücevherin günlük hayata entegrasyonunu kolaylaştırırken, markaya daha ulaşılabilir ve modern bir hava katıyor. Diğer yandan dijitalleşen dünyada kullanıcı deneyimi (UX) de bu kararda etkili. Fiziksel vitrinlerde ihtişamlı duran altın rengi, telefon ekranlarında aynı etkiyi vermezken; yeni toprak tonları, dijital platformlarda ve sosyal medyada çok daha estetik, göz yormayan ve davetkar bir görsel bütünlük sağlıyor.
Markaların dönüşüm hikayelerini ve stratejik hamlelerini takip etmek için tıklayın.