Adidas ve Nike gibi devler, spor sahalarını stadyumlardan çıkarıp okyanus resiflerine ve göl yüzeylerine taşıyor. Bu “yüzen kortlar” sadece güzel bir manzara mı, yoksa pazarlamanın yeni gövde gösterisi mi?
Geleneksel reklamcılığın sınırları zorlanırken, dünyanın en büyük spor markaları rekabeti kelimenin tam anlamıyla “suyun üstüne” taşıdı. Adidas’ın okyanus plastiğine dikkat çekmek için Büyük Set Resifi’nin ortasına kurduğu tenis kortu veya Nike’ın bir gölün yüzeyine inşa ettiği basketbol sahası, pazarlama dünyasında yeni bir dönemin habercisi.

Manzara Değil Mühendislik Başarısı
Bu projeler, sadece estetik bir fotoğraf karesi yakalamak için yapılmıyor. Markalar, lojistik sınırları zorlayan bu “zahmetli” kurulumlarla tüketicilerine sessiz ama güçlü bir mesaj veriyor:
“İnandığımız değerler için (sürdürülebilir moda veya sporun evrenselliği) her türlü zorluğa katlanırız.”

Slogandan Fiziksel Kanıta
Özellikle Adidas ve Parley iş birliği, “okyanusları koruyalım” sloganını bir billboard’a yazmak yerine, okyanusun ortasında fiziksel bir kanıta dönüştürüyor. Tüketici artık sadece “görünür” olan markayı değil, vizyonunu somutlaştıran ve bu uğurda efor sarf eden markayı “hissediyor”. Kort çizgileri artık sadece oyunun sınırlarını değil, markanın derinliğini de belirliyor.
Dünyadaki inovatif pazarlama kampanyalarını ve sınırları zorlayan marka projelerini incelemek için tıklayın.