Gıda israfının önüne geçmek amacıyla başlatılan yeni uygulamayla birlikte, Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) geçen uzun ömürlü ürünler marketlerde özel reyonlarda yerini alırken perakende sektörü için büyük bir sınav başlıyor.
Tüketici alışkanlıklarını ve raf iletişimini kökten değiştirecek bu uygulamanın temelinde oldukça kritik bir tarih ayrımı yatıyor. Yeni düzenlemeyle birlikte, gıda güvenliğinden ziyade kalite, aroma ve tat beklentisiyle ilgili olan Tavsiye Edilen Tüketim Tarihi (TETT) geçmiş ürünler raflarda satışa sunulabilecek. Makarna, çay, kahve, bakliyat ve un gibi uzun ömürlü ürünlerde bu ayrım çok daha görünür hale gelecek. Ancak sağlığı doğrudan ilgilendiren Son Tüketim Tarihi (STT) geçmiş ürünlerin satışı kesinlikle yasak olmaya devam ediyor.

Fiyat Avantajı Tek Başına Yeterli Değil
Pazarlama profesyonelleri ve perakendeciler açısından asıl mesele, tüketicinin bu yeni reyonları nasıl algılayacağı noktasında düğümleniyor. Rafın üzerinde “tarihi geçmiş” algısı oluştuğu anda, sunulan fiyat avantajı tüketiciyi ikna etmeye yetmeyebiliyor. Tüketici bu aşamada sadece ucuz ürün değil; satın aldığı gıdanın tam olarak ne anlama geldiğine dair açıklık, şeffaflık ve kontrol hissi de arıyor.
İndirim Alanından Bilinçli Tüketime
Markalar ve market zincirleri için fark yaratma fırsatı tam da bu reyonların nasıl kurgulanacağıyla şekilleniyor. Eğer bu alanlar mağazanın sadece “ucuz ürün” reyonu gibi konumlandırılırsa, müşteride ciddi bir kalite kaygısı yaratabilir. Oysa doğru bilgilendirmeyle, net bir raf ayrımıyla, açık etiketlemeyle ve en önemlisi “gıda israfını azaltma” vizyonuyla desteklenen alanlar, kısa sürede bilinçli bir tüketim noktasına dönüşme potansiyeline sahip.
Şeffaf İletişim Kuran Markalar Kazanacak
Değişen bu yeni perakende dinamiklerinde başarılı olacak olanlar, en büyük indirimi yapanlardan ziyade tüketiciyle en doğru iletişimi kuranlar olacak. TETT ve STT arasındaki hayati farkı sade bir dille anlatan, kafa karışıklığını gideren ve raf önünde tüketiciye “daha ucuza al” demekten çok “ne aldığını bilerek karar ver” hissini aşılayan markalar, bu güven testinden güçlenerek çıkacak.
Gıda israfını önlemeye yönelik küresel projeleri ve döngüsel ekonomi adımlarını ele alan yazılarımıza buradan ulaşabilirsiniz.