Spotify, kullanıcıların oluşturduğu sıra dışı çalma listesi isimlerini New York, Miami ve Los Angeles sokaklarındaki açık hava reklamlarına dönüştürdü.
Spotify, yıllardır veri odaklı kampanyalarıyla dikkat çekiyor. Ancak yeni “Playlist It” kampanyasında bu kez dinleme alışkanlıklarına değil, kullanıcıların kendi yarattığı içeriklere odaklanıyor. Marka, insanların çalma listelerine verdiği yaratıcı isimleri şehirlerin sokaklarına taşıyarak açık hava reklamlarını adeta internet kültürünün bir parçasına dönüştürüyor.

Çalma Listeleri Billboard Oldu
Uncommon New York imzası taşıyan kampanya kapsamında kullanıcıların oluşturduğu çalma listesi isimleri doğrudan billboardlarda ve duvar afişlerinde yer almaya başladı. Üstelik her şehir için farklı bir yaklaşım tercih edildi.
Miami’de tekne kültürüne gönderme yapan liste isimleri öne çıkarken, Los Angeles’ta trafik ve şehir yaşamı üzerine yazılmış mizahi başlıklar kullanıldı. New York’ta ise NBA finalleri heyecanına gönderme yapan çalma listeleri dikkat çekti.
Bir Ruh Hali Pazarlaması
Spotify’ın başarısı burada ortaya çıkıyor. Çünkü insanlar çoğu zaman çalma listelerine yalnızca şarkıları değil, o anki duygularını da ekliyor. Ayrılık sonrası hazırlanan bir liste, iş görüşmesi öncesi motivasyon listesi ya da cuma akşamı ruh halini anlatan başlıklar… Kampanya, tam da bu kişisel ifadeleri kamusal bir iletişim aracına dönüştürüyor.
Wrapped’dan Farklı Bir Yaklaşım
İlk bakışta çalışma, Spotify Wrapped kampanyalarını hatırlatıyor. Ancak burada önemli bir fark var. Wrapped, kullanıcı davranışlarını analiz ederek içgörüler sunuyordu. Playlist It ise kullanıcıların bizzat ürettiği yaratıcı içerikleri reklam metni haline getiriyor. Yani veri yerine yaratıcılık öne çıkıyor.

Z Kuşağının Dili Reklama Dönüşüyor
Spotify’ın kampanyası aynı zamanda yeni bir iletişim gerçeğine işaret ediyor. Z Kuşağı için çalma listeleri yalnızca müzik arşivi değil; kendini ifade etme alanı. İnsanlar bazen söyleyemedikleri duyguları çalma listesi isimleriyle anlatıyor. Spotify da bu davranışı fark ederek kullanıcıların dilini marka iletişiminin merkezine taşıyor.
Playlist It, markaların artık yalnızca içerik üreten değil, içerik seçen yapılara dönüştüğünü gösteren iyi örneklerden biri. Spotify burada yeni bir mesaj yazmıyor. İnsanların zaten yazdığı mesajları görünür hale getiriyor. Ve belki de kampanyanın en güçlü tarafı tam olarak bu: Reklam panolarındaki cümleler marka dili gibi değil, gerçek insanlar tarafından yazılmış gibi hissettiriyor.
Markaların kullanıcı üretimi içerikleri nasıl iletişim çalışmalarına dönüştürdüğünü görmek için buraya tıklayın.