Hastaneye giden bir hamburger siparişi, markanın dikkati sayesinde unutulmaz bir jeste dönüştü. İşte “insan halinden anlayan” pazarlama örneği.
Marka değeri her zaman devasa reklam filmleriyle veya milyon dolarlık bütçelerle inşa edilmiyor; bazen sadece “fark etmek” yetiyor. McDonald’s BAE ekibi, rutin siparişlerinin dışında bir lokasyondan, bir hastaneden sipariş veren müşterisini fark edince, klasik bir işletme mantığının ötesine geçti. Siparişi ücretsiz gönderen ve yanına samimi bir “geçmiş olsun” notu iliştiren ekip, gösterişsiz ama etkisi büyük bir harekete imza attı.

Güçlü Bir Refleks Örneği
Bu olay, slogana veya prodüksiyona ihtiyaç duymadan, sadece yerinde bir empatiyle nasıl güçlü bağlar kurulabileceğini gösteriyor. McDonald’s, müşterisinin zor anında yanında olarak, KPI hedeflerinin ötesinde bir güven kazandı.
Anlatım Değil Etki Konuştu
Pazarlama profesyonelleri için bu vaka, “anlatım” (storytelling) yerine “eylem” (storydoing) kavramının gücünü simgeliyor. İnsan halini okuyabilen markalar, en sade anlarda bile tüketicinin kalbine dokunmayı başarıyor. McDonald’s örneği, büyük etkinin her zaman büyük bütçelere ihtiyaç duymadığını, bazen tek gerekenin doğru anda orada olmak olduğunu hatırlatıyor.
Markaların ilham veren hikayelerini ve tüketiciyle kurdukları duygusal bağları incelemek için daha fazlasını buradan okuyabilirsiniz.