On iki tonluk KitKat çikolata sevkiyatının kaybolması Domino’s markasının da sürece dahil olmasıyla eşine az rastlanır devasa bir görünürlük oluştu.
Operasyonel bir aksaklık veya hırsızlık vakası şirketler için genellikle ciddi bir kriz senaryosu anlamına gelir. Ancak İtalya’dan Polonya’ya doğru yola çıkan on iki tonluk KitKat sevkiyatının kaybolması iletişim dünyasında bambaşka bir tablonun ortaya çıkmasına neden oldu. Olayın kamuoyuna yansımasının ardından uluslararası markaların sergilediği anlık reaksiyonlar süreci bir lojistik sorunu olmaktan çıkarıp küresel bir iletişim yarışına dönüştürdü. Özellikle İngiltere merkezli Domino’s gibi dev markaların hızlı reflekslerle konuya dahil olması sürecin dijital basındaki yankısını zirveye taşıdı.

Rakamlarla Büyüyen İlgi
Kısa süre içinde yüzlerce farklı habere konu olan bu hırsızlık vakası dijital mecralarda on beş milyonun üzerinde bir görüntülenme hacmine ulaştı. Ortaya çıkan bu tablo meselenin sadece adli bir vaka veya ürün kaybı olmadığını net bir şekilde kanıtlıyor. Süreç boyunca üretilen her içerik ve yapılan her mizahi yorum doğrudan KitKat markasının pazar algısını ve kamuoyu nezdindeki görünürlüğünü besleyen güçlü bir iletişim zinciri oluşturdu.

Planlanmamış Görünürlüğün Gücü
Kurumsal iletişim dünyasında aylar süren planlamalarla ve devasa bütçelerle ulaşılabilecek bir tanınırlık seviyesi tek bir olağanüstü olayla organik bir şekilde elde edilmiş oldu. Farklı şirketlerin de sürece dahil olarak kendi isimlerini duyurma çabası aslında dönüp dolaşarak yine KitKat’ın kurumsal değerine hizmet etti. Bu eşine az rastlanır vaka bazen en büyük ve en etkili reklam stratejisinin tamamen planlanmamış anlardan doğabileceğini sektör profesyonellerine bir kez daha gösteriyor.
Markaların kriz anlarını nasıl fırsata çevirdiğini ve sektörel stratejilerini takip etmek için buraya tıklayın.