Lacoste, tenis sezonunun son büyük turnuvası döneminde New York’taki The Plaza Hotel’i Club Lacoste deneyimine dönüştürerek spor, moda ve yaşam tarzını aynı çatı altında buluşturdu.
Lacoste, tenisle olan güçlü bağını yeni bir deneyim projesiyle genişletti. Marka, tenis sezonunun son büyük organizasyonu öncesinde New York’un en ikonik adreslerinden biri olan The Plaza Hotel’i, sınırlı süreli Club Lacoste New York deneyimine dönüştürdü.

Amaç yalnızca ürün sergilemek değil, ziyaretçileri Lacoste’un tenis evreninin içine davet etmekti.
Spor ve Şehir Kültürü Aynı Noktada Buluştu
Proje, New York’un yüksek enerjisini tenis kültürüyle bir araya getiriyor.

Club Lacoste kapsamında ziyaretçiler; özel marka deneyimlerine, koleksiyon sunumlarına, tenis temalı etkinliklere ve sosyal buluşma alanlarına erişim sağlayabiliyor. Böylece The Plaza, kısa süreliğine bir otelden çok Lacoste’un yaşam tarzı sahnesine dönüşüyor.

Ürünler Değil Atmosfer Satılıyor
Lacoste’un yaklaşımını ilginç kılan şey, odağı ürünlerden çok deneyime vermesi.

Marka burada bir polo tişörtü ya da tenis koleksiyonunu anlatmıyor. Bunun yerine tenis kültürünün temsil ettiği estetik, sosyallik ve yaşam tarzını fiziksel mekanlar aracılığıyla görünür hale getiriyor. Bu da ziyaretçilerin markayla yalnızca alışveriş üzerinden değil, deneyim üzerinden bağ kurmasını sağlıyor.

Club Lacoste Bir Mağaza Değil
Son yıllarda birçok premium marka mağaza kavramını yeniden tanımlıyor. Club Lacoste da bu yaklaşımın örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. Çünkü deneyimin merkezinde satış değil; topluluk, kültür ve aidiyet hissi bulunuyor.

Bir tenis turnuvası etrafında şekillenen bu dünya, ziyaretçilere ürünleri göstermekten çok, Lacoste’un temsil ettiği yaşam tarzının içinde zaman geçirme fırsatı sunuyor.

Moda, spor ve deneyim pazarlamasını bir araya getiren projeleri ve ilgi çekici kampanyaları buradan takip edebilirsiniz.
