Sephora’dan Mağaza İçi Deneyimi Güçlendiren Sepet İnovasyonu

sephora1

Sephora, renk kodlu sepet stratejisiyle tüketici içgörüsünü kusursuz bir mağaza içi deneyime çeviriyor.

Pazarlama dünyasında markalar sıklıkla “agresif satış” tekniklerine odaklansa da, modern tüketicinin en büyük ihtiyacı mağaza içinde “kendi alanına” sahip olmaktır. Sephora, alışveriş sırasında bir personelin sürekli eşlik etmesinden rahatsız olan kitleyi çok iyi analiz ederek, mağaza girişine kırmızı (“Yardımcı olursanız sevinirim”) ve siyah (“Kendi başıma alışveriş yapmak istiyorum”) renklerde sepetler yerleştirdi. Bu basit tasarım, markanın müşteriyle tek kelime etmeden “sessiz bir iletişim” kurmasını sağladı.

Sephora

Viral Bir İçgörü Başarısı

Stratejinin başarısı, tüketicinin tam kalbine dokunmasından geliyor. Nitekim 2019 yılında bir sosyal medya kullanıcısının bu sepetleri çekip, “Sephora müşteri deneyimi ekibindeki bu içe dönük kişiye hemen zam yapılmalı” şeklindeki paylaşımı yüz binlerce beğeni alarak viral oldu. Bu tepki, markaların ürün satmaktan ziyade tüketicinin duygusal sınırlarına saygı duymasının ne kadar büyük bir “PR değeri” yarattığını kanıtlıyor.

  • Baskıyı Kaldırmak Satışı Artırır: Müşteri, izlendiğini veya yönlendirildiğini hissetmediği (siyah sepet) bir ortamda mağazada daha uzun süre kalır ve dürtüsel satın almaya daha yatkın hale gelir.

  • Personel Verimliliği: Satış danışmanları enerjilerini sadece potansiyel alıcı veya yönlendirilmeye açık (kırmızı sepet) müşterilere harcayarak zaman ve operasyonel verimlilik kazanır.

  • Sıfır Maliyetli Müşteri Deneyimi: Herhangi bir dijital altyapıya veya uygulamaya gerek kalmadan, sadece plastik sepetlerin rengi değiştirilerek devasa bir kullanıcı deneyimi problemi çözülmüştür.

Markaların tüketici davranışlarını şekillendiren kullanıcı deneyimi tasarımlarını ve analizlerini buradan inceleyebilirsiniz.

Önceki Yazı

Siemens'in Mimariyi Mesaja Çeviren OOH Stratejisi

Sonraki Yazı

ETi'de Yeni Dönem: Ercan Öz Global CEO Olarak Atandı