HUGO, Kampanyasının Yüzünü Bu Kez Çalışanlarına Çevirdi

HUGO

HUGO, “RED Means GO” kampanyasını işveren markasına taşıyarak çalışanlarının kariyer hikâyelerini iletişimin merkezine yerleştirdi.

HUGO’nun İlkbahar/Yaz 2026 döneminde hayata geçirdiği “RED Means GO” kampanyası, kırmızı rengin geleneksel “dur” anlamını tersine çevirerek onu harekete geçmenin ve cesaret göstermenin sembolü olarak yeniden yorumluyor. Kampanyanın temelinde ise insanların hayatları boyunca karşılaştığı:

  • “Yapamazsın”
  • “Çok riskli”
  • “Başarısız olabilirsin”

gibi caydırıcı mesajlara rağmen adım atabilme fikri yer alıyor.

HUGO

Başrolde Çalışanlar Var

HUGO, kampanyanın mesajını yalnızca tüketici iletişiminde bırakmadı. Marka, aynı yaratıcı fikri işveren markası tarafına taşıyarak çalışanlarını doğrudan kampanyanın bir parçası haline getirdi. Çalışanlar kendilerine en yakın kampanya mesajlarını seçti ve profesyonel çekimlerde yer aldı. Ancak çalışma yalnızca fotoğraf çekimlerinden ibaret değildi.

Kariyerlerindeki “GO Moment”ları Paylaştılar

Projeye katılan çalışanlar, kariyerlerinde risk aldıkları, değişim kararı verdikleri veya önemli engelleri aştıkları anları LinkedIn üzerinden paylaşmaya başladı. Böylece kampanya sloganı kurumsal bir mesaj olmaktan çıkıp gerçek deneyimlerle desteklenen bir anlatıya dönüştü. HUGO’nun vermek istediği cesaret ve harekete geçme mesajı, bu kez şirket çalışanlarının kendi hikâyeleri üzerinden anlatıldı.

HUGOG2

Küresel Bir Katılım Sağlandı

Aktivasyona dünyanın farklı lokasyonlarından yüzlerce HUGO BOSS çalışanı katıldı. Projenin ilerleyen aşamalarına İzmir’deki ekiplerin de dahil edilmesiyle kampanya, yalnızca merkez ofislerde yürütülen bir proje olmaktan çıkıp daha geniş bir çalışan katılımına ulaştı.

Tüketici Mesajı ile İşveren Markası Aynı Noktada Buluşuyor

Son yıllarda markalar, dışarıya verdikleri mesajlarla içeride yaşattıkları kültür arasında daha güçlü bağlar kurmaya çalışıyor. HUGO’nun çalışması da bu yaklaşımın dikkat çekici örneklerinden biri. Çünkü marka, tüketicilere söylediği “GO” mesajını çalışanlarına da yöneltiyor ve bunu gerçek kariyer deneyimleriyle görünür hale getiriyor. Bu sayede kampanya yalnızca moda iletişiminin bir parçası olmuyor; çalışan deneyimini ve işveren markasını da kapsayan daha geniş bir hikâyeye dönüşüyor.

HUGO, kampanyasının merkezindeki fikri yeni bir mecra için yeniden üretmek yerine, çalışanların gerçek hikâyeleriyle zenginleştiriyor. Böylece “RED Means GO”, bir koleksiyon tanıtımının ötesine geçerek cesaret, değişim ve kariyer yolculuğu üzerine kurulu bir işveren markası anlatısına evriliyor.

Markaların çalışan deneyimi ve işveren markası alanındaki çalışmalarını ve çok daha fazlasını buradan inceleyebilirsiniz.

Önceki Yazı

LOEWE, Logosunu Terliğin Tokasına Dönüştürdü

Sonraki Yazı

The Body Shop, Türkiye'de Mağazalarını Yeniden Açıyor